dersteki ödevlerimden biri
25/9/2008
IŞIK
Cevaplarını arıyordu şehirde.tanıdık bir sokak bulabilseydim diye geçirdi içinden.ama gece kaplamıştı her yeri .Tüm sahte ışıklar, görünmesi gerekeni aydınlatıyordu ancak.,izin verileni.nasılda düşmüştü bu hataya, cevapları bir gece de aramaya…
En gerçek görünür şu sokak lambası olmalı diye geçirdi içinden. hiç olmazsa sebebi belli.şu zavallı yalnız bankı paylaşılabilir kılmak, Diye mırıldanarak oturdu ucuna. Ucuna oturmasını sorguladı bir çırpıda. cevaplar arıyordu ya, her adımı, her yaptığı bir anlam taşıyordu bu gece.bankı yalnız olarak nitelendirmişti.ne, eski demişti, ne boyasız, ne de kısa.yalnız.bu en eski takıntısıydı.bu aslında çok önceleri cevapladığı bir soruydu.hayatta ki en büyük korkusu.bu gece burada bu cevapla başlamak ilginç oldu diye geçirdi içinden, güzel bir adımdı.
etrafına baktı ilk olarak.inceledi karanlığın izin verdiği kadarı ile. şurda ki kafe değil miydi? Kitapçının yanına sonradan yapıştırılmış gibi duran hani.evet o olmalıydı.eskiden de bu halde miydi? yoksa gecenin gölgelerimi ona, olanı olağan dışı gösteriyordu.ama gece, göstermez gizlerdi.evet kendisi de bu gizliliğe saklanmaya çalışmamış mıydı? yüzlerce kere.en güzel kaçışlarını günün bu saatine bırakmamış mıydı?.evet bu kafe .
işte burada başlamıştı her şey yıllar önce.bir başkasının düşlerine takılıp kaldığı ilk yer burasıydı.arkadaşlarından biriydi o.şarkı söylemeyi çok severdi,yetenekliydi de.bir başlangıç yapmak istiyordu ama nerden başlayacağını bilmiyordu.tıpkı kendisi gibi, onunda nerden başlayacağına emin olamadığı hayalleri vardı sırtında.cesaretli biri değildi , ama bir başkası söz konusu olunca yeri yerinden oynatabilirdi, bunu zamanla anlayacaktı.o arkadaşını bu kafe de başlatmıştı şarkı söylemeye.buraya gelip gitmelerinden tanıdık olduğu işletmeciye onu denemesini söylemişti.evet o arkadaşı şu an hayatını bu işle geçiriyordu,yani hayalinden kazanıyordu yaşamını,tıpkı kendisinde istediği ama asla başaramadığı bir dilek gibi.o babasının ona yüklediği görevle okuyacak ve sonra hayatına giren diğer arkadaş sevgili akraba kim olursa olsun onların hayat beklentileri ile yol alacaktı.kendine kısa dirilişler dışında da sormayacaktı dileklerini,beklentilerini.bir başkasının yaşama sarılışı ile unutacaktı olacaklarını.ama ilk teslim olduğu ana dönmek aradığı cevaplara ışık tutmuştu.hem de geceye rağmen.
işte şu çiftin oturduğu masa değil miydi?, evet hatta beş kişi oldukları için daha da sıkışıktı şu an görünen halinden.belki de o kafeye girersem ve aynı masaya oturursam yeniden başlayabilirim. Şu an cevaplar için buradaysam ve bu sokakta tek gerçek ışık adına oturduğum bu banka getirdiyse yollar beni bir nedeni olmalıydı değil mi? diye sorguladı anını.derin bir soluk aldı, önce diyafram ardından göğüs sonra omuzlar.kendi için yaptıkları onu hep aydınlatıyordu.yoga da kendi için bu hayattan çaldığı keyiflerden biri değimliydi.nefesini son zerresine kadar verirken gerildi ve ardından aldığı yeni nefesle gevşedi.doğru, aradığını bulduğu bir gerçekti.o çift kalkar kalkmaz o masaya oturacaktı ve hayatından gönüllü olarak başkalarına verdiği zamanlarla vedalaşıp yeniden başlayacaktı.
bir sigara yaktı ilk nefes ve sonrası, kafası hiç durmuyordu.bu da birilerinden kalma değil miydi?.o bunları düşünürken bankın boş bıraktığı diğer ucuna bir talip çıkmıştı.bu ellilerinde bir adamdı gözleri ile işaret ederek izin istemişti kendisinden oturmak için.o da sessiz diyaloga gözleri ile devam etti ve başını buyurun şeklinde salladı.adam cebinden sigarasını çıkarıp yaktı,kendisi ile aynı yere bakmaya başladı.kafası dağılmıştı.işte yine aynı şey oluyordu.bankın kenarında oturan bu tanımadığı adam bile onun dakikalarını çalıyordu.ilgisini kendine ve aradağı cevaplara yöneltmeliydi .az önce atacağı adımı planlamamış mıydı?.bundan sonra kendine adayacağı bir hayata adım atmayacak mıydı?.adamın kesik öksürüğü düşüncelerini bölse de devam etmeyi seçti.evet konusu hayatı boyunca verdikleriydi başkalarına.ilk önce biliyordu ki bundan dolayı kimseye kırgın ve kızgın olmamalıydı ve eğer içinde bununla ilgili bir kırgınlık varsa affetmeliydi.ilk önce kendini sonra karşısındakini, çünkü tüm bunlara sebep kendi değil miydi?.kimse onu zorlamamıştı,o gönüllü olmayı seçmişti tüm o insanların yollarına.bir çoğunda hayallerini bile yaşamıştı.hatta teşekkür bile etmeliydi onlara.onların cesareti kendi çekinmelerini aşarak gözünün önünde gerçekleştirmişti herşeyi. yaşadıklarına ortak olabilmişti ancak, ama yakınında bile yer almak onu delicesine sevindirmemiş miydi?.neyse bir de teşekkürlerle uğraşamam diyerek sigarasını yanındaki çöpte söndürdü.o anda çoktan unuttuğu adamın ona bakmakta olduğunu gördü.adamın gözlerinde kendisini tanıyan bir ifade sezse de aldırmadı.hayır konuşmayacaktı merak etmiyordu.nasıl bir alışkanlıktı bu böyle.acaba bir çekim alanı mı oluşturuyor insan zamanla diye sinirlendi kendine.aslında bunu ilk defa düşünmüyordu.
hep sorunlu,kurtarılmayı bekleyen insanlar olmuştu etrafında, annesi hep birini iyileştirip gönderdiğinde mutlaka şimdi dışarılarda dertli biri senle karşılaşacağı an için daha da paralıyordur kendini.nasılsa ayaklı hastane, dolanıp duracak ve bulacak onu derdi..buna ilk zamanlar gülmezdi ama belli bir zaman sonra kendiyle dalga geçer olmuştu farkında olmadan.hatta beklemeye bile başlamıştı. aslında her birinde bir parça daha iyileşen kendisiydi biliyordu.ilk başta bir kaçış olarak başladığı yolculuğu onu yine kendine döndürmüştü ve sonunda onu bu bankta yeni doğuşuna hazırlamıştı.artık kaçacağı bir şey kalmamıştı tüm korktuklarını başkalarının hayatlarında deneyimlemiş ve onların yaşama tekrar tutunuşlarına yardımcı olarak kendisi de güne çıkmıştı.adam kesik öksürüğü eşliğinde doğrulurken ona son kez bakmıştı gülümseyerek. giderken arkasından onu daha net inceleme olanağı olmuştu.salaş kıyafetlerine rağmen düzgün bir görüntüsü vardı. yüzünde alaycı bir ifade ile geri döndüğünde gözlerini kaçırdı.bu da neydi şimdi böyle diyerek gülümsedi.elini yanındaki boşlukta gezdiriken, yanında, oturan gece den başka bir şey daha olduğunu fark etti.bir paketti bu, beyaz naylon bir torbanın içine saklanmış siyah kaplı bir paket.bir cd kutusundan büyük , ama bir pasta kutusundan küçüktü.üzerinde bir kağıt vardı, ne olduğunu anlamaya o kadar dalmıştı ki adama doğru seslenmeye kalktığında sokağın kalabalığının onu çoktan yuttuğunu fark etti.ne yapacağını bilmiyordu, ama merakını da dizginleyemiyordu.etrafta gezdirdi gözlerini fark eden birilerimi varmıdır acaba diyerekten ama o sadece zavallı yalnız bir bankta, oturan yaşlı bir kadındı.üzerinde siyah montu altında eskimiş kotu ayağında spor ayakkabıları boynunda rengi solmuş ama onu hala cezbeden eşarbı ile yeterince sıradandı.tek göze çarpan beyaz saçları olabilirdi.o kadar da olacaktı, ne zaman vazgeçmişti boyatmaktan beş yıl olmuştu değilmi.gözleri tekrardan pakete kaydı belki de bir hediyeydi,belki adam birazdan fark edip gelecekti.önemli olabilirdi.acaba kalkıp adamı arasa mıydı?.biraz beklemeye karar verdi.zaten kafe de oturan çift daha kalkmamıştı.onlar gidene kadar bekleyip o masaya oturmaya karar vermişti çoktan.belki o zamana kadar adam gelir unuttuğunu fark ettiği paketini alırdı.
evet bu gece yetmiş yaşında olacaktı.saatler vardı yeni yaşına.hani otuzbeş yolun yarısı ederse yetmişte tamamı değil miydi?.bir doğuş için en güzel zamandı bu gece.zaten bundan dolayı çıkmamış mıydı? anılarında yolculuğa.Bir veda değil miydi? yaşamına.kendi olarak doğacaktı yarına, ve ne kadarı kaldıysa hayatta, kendi olarak büyüyecekti.zaten elinde de kim kalmıştı artık hayatını onun adına yaşamaya değer.hepsi geçip gitmişti,kalanlarda yorgunlukları ile kendi köşelerine çekilmişlerdi.sadece kendisi vardı bir ömür inanamadığı yaşam enerjisi ile.her zaman tutunacak bir dal bulan azmi.
adam geri dönmemişti.rüzgarla beyaz torba çırpınıp duruyordu.sanki hareket ediyordu kendisine doğru , bir yelkenli gibi.insan bu yaşta bile şaşırabiliyordu ya, güldü kendisine.artık dayanamayacağını düşündü elini pakete uzatmıştı ki gözü çifte takıldı.kalkıyorlardı.bir başkasına ait hayatı o yalnız bankın üstünde bırakmayı düşündü, ama eski alışkanlıklardan kolay vazgeçilemiyordu.paketi de eline alarak kafeye doğru ilerledi.saatlerce karşıdan izlediği masadaydı artık.kendisi için bir kahve bir de nefis görünen havuçlu bir kek söyledi.artık masanın üzerindeki paket ve kendisi vardı.doğum gününe dakikalar kalmıştı, kendime doğumumdan önce son bir kıyak geçeyim bu merakla yol alamam değil mi ?diyerek paketi torbadan çıkardı.eline aldığında bunun bir kitap olduğunu hissetti.paketi açmak ve notu okumak arasında gidip gelse de paketi sona bıraktı.çantasından gözlüğünü çıkarmış bir başkasının hayatına son kez adım atmanın heyecanı ile küçük zarfı açmıştı bile.
‘Beni yanıltmayacağına inandığım biricik anneanneme,
Ne kadar zaman oldu en son konuşmamızı yapalı, iki yılımı.sana gözlerim yaşlı gelmiştim,hayatımı ,içinde bulunduğum arayışımı anlatmıştım.beni sabırla ve özenle dinlemeni ve güven veren sesinle yoluma seçenekleri sıralayışını bugün gibi hatırlıyorum.beni ben yapacak olanı seçmemi söylemiştin.yapmak istediklerimi istemediklerimle çarpıştırıp yolumu aydınlatmıştın ve ben gittim .arada konuşsak ta ben anlatmadan sormadın sabırlıydın.
evet anneanne başardım.ve bunun için sana teşekkür borçluyum hem de tahmininden daha çok.bu armağanımı bu teşekkürün küçük bir adımı olarak gör.ve mutlu ol anneanne.çünkü ben hep izledim seni içinde binlerce hayata yetecek enerji ile dinledin insanları ve aydınlattın hayatlarını,tıpkı tüm karanlıkları aydınlatan dolunay gibi.ama bir taraftan da üzülürdüm bu durumuna çünkü, arada kendin olmak derdin, yutkunurdun bir anlığına ve yine aynı dik başlılıkla devam ederdin.ama o eslerde, bilirdim ki sende isterdin.ama şunu bil ki aslında sen kendindin,ama senden habersiz.işte bu yüzden, bunu yolluyorum sana, hayatındaki birçok insanın adına.
seni çok seviyorum iyi ki doğdun .bu arada levent abi bu işi özellikle üstlenmek istedi, çünkü gençliğinden beri yanıkmış sana, haberin olsun.yorumlarını bekliyorum.sevgilerimle.
şaşırmış ve elinde tuttuğu kağıtla dona kalmıştı.garsonun masaya gelmesi ile sıyrılabilmişti andan.teşekkür etmiş kahveyi ve keki bir tarafa iterek, paketi açmaya başlamıştı.karşısında kitabın arkası ve üstünde torunun resmi.inanamadı bir kitap yazmıştı.gözleri yaşlarla dolmuştu.demek ki başarmıştı.ne kadar da çok istemişti,çabalamıştı.işte elindeydi.kitabın kapağını çevirdiğinde gözlerine inanamadı bu kendi yağlıboyalarından biriydi.kitabın ismi ise ‘hiçbir ışık kendini göremez’ di.
Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır